Atakule‘den Cinnah Caddesi‘ne doğru yürürken, daha önce görmediğim bir parkın tabelasını gördüm: Ankara Botanik Parkı. Yol kenarında park fikri pek hoşuma gitmediği için girmeyecektim ama müzikçalarım da yanımdayken, bir banka oturup yanımdaki kitabı (“Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” – Ahmet Şerif İzgören) okumak için gireyim dedim.

Girişteki çocuk parkına yaklaştığımda baktım ki, park aşağı doğru dik bir yokuştan devam ediyormuş. “Allah Allah…” deyip oradan devam ettim. İki-üç çift saydım, fotoğrafçılara evlilik fotoğrafları çektiriyorlardı. Yokuşun sonuna geldiğimde ise ağzım açık kaldı: Ankara’da gördüğüm en güzel görüntüye sahip olan dev bir park vardı karşımda!

Kendimi çocuk gibi hissettim, kısa ve hızlı adımlarla parkı gezmeye koyuldum. Vikipedi‘deki bilgilere bakılırsa 65 bin metrekare gibi dev bir alan içerisinde 30 bin metre kare yeşil alan, 15 bin metrekare de sert zemin varmış. Neyse, güzel, yüksekçe bir yer bulup oturdum. (Engebe bol olduğu için, eğimli yerlere koydukları bankları zemine paralel yapmasalarmış, eğimi yok etselermiş güzel olurmuş.) Kitabımı okumaya başladım. Henüz kitabın başındaydım; zamanın nasıl geçtiğine hiç dikkat etmeden orada oturdum ve kitabı bitirdim. Saate baktığımda, tam 2 saat boyunca orada oturduğumu öğrendim. Geçtiğini hiç fark etmediğim 2 koca saat… Vay anasını sayın seyirciler! :)

Ankara‘daysanız, hiç vakit kaybetmeden gidin! Ankara‘da değilseniz, Ankara‘ya yolunuz düştüğünde kesinlikle uğrayın! Dileyenleri ben bile götürebilirim – herkes görmeli burayı!

Çektiğim fotoğraflar

Cep telefonuyla çektiğim için çok iyi fotoğraflar gösteremeyeceğim ama parkta (düğün fotoğrafçıları hariç) en aşağı 7-8 kişi daha gördüm, ellerinde kocaman kocaman fotoğraf makineleriyle fotoğraf çeken. Keşke onlardan fotoğraf isteseydim :).

Google Haritalar sayfasında başka fotoğraflara da ulaşabilirsiniz.

Harita