"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Şubat 2008

Sodyum Asetat tecrübem

Sodyum Asetat tecrübem

Bu olay süper bir olay, öncelikle onu belirteyim. Ama en ufak hatanızda mutfağı, ikinci bir hatanızda ise sizi yakabilir. Beni yaktı en azından.

Sıcak buz diye dalga geçilebilen bu bileşiğin (CH3COONa) bir örneğini yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Diğer örneği de şu son zamanlarda duymuş olabileceğiniz sihirli ısıtıcılar diyebiliriz. Bu sihirli ısıtıcılar sayesinde tek çıtlatmayla on beş saniyede 55 dereceye varan bir sıcaklığa sahip bir şeyimiz oluyor. Anlatayım.

Şöyle işliyor: Suda çözünen sodyum asetat ufak bir aktivasyon enerjisiyle, yani ufacık bir ısı yükselmesiyle katılaşıyor ve tepkime ekzotermik bir tepkime olduğu için ısı veriyor. Bu ısı enerjisi, sihirli ısıtıcıların 55 dereceye varan bir sıcaklığı 1 saate yakın bir süre boyunca (azalarak) vermesini sağlıyor.

Bendeki sihirli ısıtıcı şuydu:

Evet, tahmin edebileceğiniz gibi bir Sevgililer Günü hediyesiydi :). Vereceğim kişiye veremeyince ben kullanmaya devam ettim – zaten cillop gibi alet, atsa mıydım?

Neyse efendim, sihirli ısıtıcı da şöyle işliyor: İçindeki ufak metal parçasını çıtlatmamız (Biraz bükümlü bir yapıya sahip olduğu için metal iki taraflı olarak çıtlatılabiliyor.), bahsettiğim aktivasyon enerjisini açığa çıkarıyor ve on beş saniye içerisinde bütün jel yarı katı hale geçip 55 dereceye yakın bir sıcaklığa ulaşıyor. Elinizle tuttuğunuzda biraz yakıyor haliyle, ama korkunç bir sıcaklık değil; tam kıvamında ısınmış bir kalorifer gibi oluyor. Yarım saat ile kırk beş dakika boyunca içinde tepkimeler gerçekleşen bu ısıtıcı daha sonra tamamen katılaşıyor ve soğumaya başlıyor. Bir saat kadar şahane bir işlevi var yani. İşlevi kalmayınca da tekrardan sıvılaştırmak ve sonradan aynı prosedürü takip edip tekrar kullanabilmek için bu ısıtıcıyı kaynatmanız gerekiyor – 15 dakikadan uzun süre kaynatmanız gerekiyor, eğer ocakta unutursanız bu yazının iki paragraf sonrasını yaşarsınız. Kaynadıktan sonra da kaynattığınız suyun içinde soğumaya bırakıyorsunuz, soğuduğunda ise eski haline dönmüş oluyor.

30 Yorum

Elmadağ gezisi!

Bugün sabah 7 buçukta uyanıp Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘ne gittim, Moldiyar‘la buluştum. Daha sonra koronun diğer üyeleri geldi, en sonunda da kilisesindeki arkadaşlarıyla birlikte hocamız vardı – geç kaldı :).

Yolculuk sırasında uyuduğum için bu paragraf tek cümleden oluşuyor.

Minibüs yolculuğu bittikten sonra yürüyüş şeklindeki ikinci yolculuğumuz başladı; oturacağımız, eğleneceğimiz yer otobüsün gidemeyeceği bir yerde olduğu için yokuş yukarı, elimizde müzik seti, akordeon ve bilimum ağır eşyayla beraber, adını not almayı unuttuğum binaya yürüdük. Yanımızdan arabalar ve hatta başka gezi minibüsleri geçtikçe bizim minibüslerin şoförlerini çok düşündük.

Gittiğimizde ilk önce binaya girip oturduk, ufak bir yerleşme faslından sonra kilise mensupları birkaç ilahi söylediler. Gerek Hz. İsa bizim de peygamberimiz olduğu için, gerek aynı tanrıya inandığımız için, gerekse hoca bizi bu konuda önceden bilgilendirdiği için herhangi bir şeye kıl olmadım, olmama da gerek olmadığını düşünüyorum. Yalnız ilahiler; gerek müzikleri, gerekse sözleri bakımından duygusallıktan çok uzak ve pek yapay duruyorlardı. Özellikle sözlerin yapay duruyor olmasını, ilahilerin Türkçe çevirileriyle söylenmesine bağlayabiliriz ve bu konuda kimseyi suçlamamıza gerek kalmaz.

Yorum Bırak