"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Şubat 2009

Melih Gökçek oldum!

Evet, bu da oldu :D.

Bugün Solaçek grubu ile güzel bir eylem gerçekleştirdik. Eylem, Melih Gökçek‘e Sevgililer Günü‘nde bir aşk mektubu yazarak kendisini Ankara halkı olarak terk ettiğimizi anlatan ufak bir mizansendi. İlgi gayet iyiydi. Basın da oradaydı, fotoğraflarımı falan çektiler :). Amatörce de olsa gayet başarılı bir eylem yapmış olduk.

Mektubu merak ediyorsanız, şöyle:

Melih,

Biz 15 yıldır zoraki seninle yaşıyoruz. Biz kalbi sola çekenler, sandığa gitmeyerek, bölünerek, karşımıza çıkanları cezalandırırken seni ödüllendirmiş olduk. Senin için bu Sevgililer günü çok zor olacak, biliyoruz; eleştirileri ve ayrılıkları sevmiyorsun ama seni bu yıl bir veda mektubu ile terk ediyoruz.

15 yıldır bize çektirmediğin kalmadı. Bir şekilde Ankara’nın başına geldin ama o günden pişman ettin bizi. Artık seni gördükçe sıkılıyoruz, bunalıyoruz. Hem artık kalbimiz sola çekiyor.

Seni terk ediyoruz Melih. Neden mi?

KORO: ÇÜNKÜ HAVAMIZI KİRLETTİN!

Çünkü havamızı zehirledin. Biz doğalgazla ısınmaya çalışırken sen bizden zorla fazla sayaç parası aldın. BOTAŞ’a borç taktın, senin yüzünden doğalgaz zamlandı. Sen de bunu fırsat bilip kömür dağıtmaya başladın. O kalitesiz kömürler yüzünden Ankara’ya kara bir sis çöktü, insanların genzi yandı, nefes alamadılar.

Seni terk ediyoruz Melih. Neden mi?

KORO: ÇÜNKÜ SUYUMUZU KİRLETTİN!

Çünkü suyumuzu kirlettin. 2007 yazında suyumuz küt diye kesiliverdi. Tüm ülkede kuraklık vardı ama bir tek ülkenin başkenti susuz kaldı. Millet banyo yapamadı, abdest alamadı, dişlerini bile fırçalayamadı. Sen de dalga geçer gibi “Tatile çıkın!” dedin. Kanalizasyonlar koktu, millet kokudan sokağa çıkamaz oldu.

2008’de de getire getire Kızılırmak’ın zehirli suyunu getirdin. Bu zehri ispatlayan her raporu reddettin, bilim adamlarının sözlerine kulak tıkadın. Şimdi o su yüzünden insanlar dişlerini yine fırçalayamıyor. İnşaatlarda çimento tutmuyor, beton dağılıyor. Çamaşır makineleri kireçleniyor, kaloriferler tıkanıyor. Senin yüzünden damacana suyuna mahkum olduk.

Seni terk ediyoruz Melih. Neden mi?

KORO: ÇÜNKÜ KENTİMİZİ KİRLETTİN!

Çünkü başkentimizi karmaşık, eciş bücüş bir şeye çevirdin. 15 yıldır adım atmayı paralı hale getirdin ama yollar hala harap, otobüsler hala antika, caddeler hala bozuk… Ankara’nın başına ilk geldiğinde hazır bitmiş metroyu açtın ama 15 yılda metroya 1 metre ray eklemedin. Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüm diye anladın. Eymir Gölü’nün etrafına villa yapacağım diye, tuttun ülkenin en köklü üniversitelerinden biriyle dalaştın. Onu yaptın, bunu ettin, koskoca başkenti kasabadan bozma bir şehre dönüştürdün.

Artık kalbim sola çekiyor Melih, kusura bakma. Ayrılmalıyız. Üst geçitlerini, alt geçitlerini al; Kızılırmak’tan getirdiğin paslı sarı suyunu al; başkentimi bana geri ver Melih!

Sola’Çek

26 Yorum

Juno (2007)

Bu filme niye komedi demişler anlayamadım. Komik olan tarafları da var ama aslında duygusal kişiliklerin gözlerini dolduracak potansiyelde. Valla bak.

Anlatılan hikaye şöyle: Genç bir kız, erkek arkadaşından hamile kalıyor ve diğer hamile kalan çoğu genç kızlardan farklı olarak (ki zaten kızda hafif sinir bozan bir marjinallik var ama acayip hoş bir kız olduğu için önemsememeyi seçiyorsunuz) kürtaj yaptırmak yerine çocuğu olmayan bir aileye vermeyi tercih ediyor.

Bu filmdeki oyuncuların çoğunu tanıdım, acayip hoşuma gitti :). Her tanıdık yüzle karşılaştığımda yüzümde güller açtı adeta.

Ama hikaye acıklı be. Kafa karıştırıcı bir şey. Bende öyle bir etki bıraktı yani. Aslında bunda, komedi beklerken dram izlemenin verdiği dumurun da etkisi var ama yine de sıradan bir film değil, onu bilesiniz :).

Kız (Ellen Page), üç paragraf üstte bahsettiğim gibi, çok şirin bir kız. Filmdeki rolünde söylediği gibi 16 yaşında da değil. Film çekildiği vakit 20, şimdi ise 22 yaşında. Bu durumda kaçlı oluyor? Hayır, 1987 doğumlu.

Çocuk ise (Bu arada genç erkekler olarak bize neden “çocuk” dendiğini anlamam. Popüler kültürün kafasına s…) önceden tanıdığım (Arrested Development ve Superbad) ve pek komik bulduğum Michael Cera. Posterde yer almasına rağmen filmde çok fazla görünmüyor.

Diğer oyuncular arasında yine Arrested Development‘tan tanıdığım Jason Bateman ve birçok yerden tanınan ama benim 13 Going on 30 ve Catch Me If You Can filmlerinden tanıdığım Jennifer Garner var. Bu ikili filmi izleyenler arasında fikir çatışmaları yaratabilir zira film ilerledikçe çiftin ikisine de sempati duyabiliyorsunuz. Ben Jennifer Garner‘ın karakterini haklı buldum.

Neyse, bu film de böyle bir film işte. İyi bir yazı olmadı, içime sinmedi.

2 Yorum