"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bu şartlı refleks midir?

Bir jeolog olamayacağımı, bu bölümü kazandığımı öğrendiğim anda anlamıştım, fakat yine de sevinmiştim bir üniversite kazandığıma. Çünkü ülkemizde üniversite mezunu olmak, uygar olmak anlamına geliyor ve iş bulma şansımız artıyor bir üniversite mezunu olunca. Yanlış mı?

Yanlış efendim. Bir devlet dairesinin personel listesini inceleyin, personelin yüzde onu arasında kan bağı, en azından herhangi bir akrabalık olduğunu görün. Küçük veya orta ölçekli özel şirketlere bakın. Zaten yarısı aile şirketi, diğer yarısında da yine akrabalara, tanıdıklara, komşulara komşu oğullarına rastlayacaksınız. Vestel gibi, Beko gibi kocaman özel şirketlere girmiyorum, onlar ideal ama onlar hakkında bilgim yok. Belki gerçekten diploma istiyorlardır.

Yine de toplum geneline baktığımızda, çoğu yerde karşılaştığımız genellemenin çoğu yerde doğru olduğunu fark ediyoruz: Bu işler burada torpille yürüyor. Adam üniversite diplomasını almış, gitmiş eniştesinin komşusundan iş istemiş, eniştenin komşusu da ona kendi şirketinde iş vermiş. Benim gibi yeni şehirlerde hayata atılmak isteyen tipler n’olacak?

Bi’ de şey var o daha vahim: İlkokul mezunu adam kuruyor sanayi sitesinde dükkanını, önce yine tanıdıklarla eşle dostla iş yapıyor, sonra ünü yayılıyor şehre, çevresi de giderek genişliyor ve 5 yıl içerisinde yaptığı iş ona ayda, yoksulluk sınırının 3 katı kadar para kazandırıyor. Yine de makinasıyla demiri keserken, sürtünme sonucu ortaya çıkan sıcaklığın demirin ne kadar genleştirdiğini sorsan hesap etmesi mümkün değil.

Bu adamları kro olarak ifşa etmeye çalıştığımı sanmayın. Buyrun şöyle bir listeye bakalım:

http://img123.imageshack.us/img123/9083/78611qw8.jpg

Görüyoruz ki Forbes‘un en zengin 100 kişi listesinde 3’ü lise terk, 7’si üniversiteyi bırakmış 10 tane, milyar dolarlık serveti olan insanlar var. Bill Gates 7 haziranda diploma alacak, fakat o da onursal diploma, konuşma yaptığı için miymiş neymiş.

Diplomasını cebine koyup taksi şoförlüğü yapan da var tabii. Taksi şoförlüğü mesleği örnek, ama canlısını ve başarıya ulaşmışını isterseniz, Su Ürünleri Fakültesi‘ni bitirip otomobil satan bir akrabamı örnek gösterebilirim.

Peki ben hangisi olacağım?

  • Üniversiteyi bitirip tanıdıklar vasıtasıyla herhangi bir yerde iş bulan adam mı,
  • Üniversiteyi terk edip Forbes‘un listesine giren adam mı,
  • Üniversiteyi bitirip cebinde diplomasıyla farklı bir iş yapıp zengin olan adam mı,
  • Yoksa en kötüsü, üniversiteyi bitirip tutunamayan adam mı?

Kesinlikle sonuncusu olmak istemem, ama diğerlerinden biri olma ihtimalimi yükseltmeye çalışıyorum. Ne olursa olsun, yaşam standartlarımı ortalamanın üstünde tutmak istiyorum. Bunun için akrabalardan iş dilenmem, komşuların kıçlarını yalayıp “Sizin şirkette boş kadro var mıydı abi?” demem gerekse bile. Yine de 3. seçenek en cazibi, ve olmayacak bir şey değil. Olmayacak bir şey olsaydı o listede o 10 kişi olmazdı, hatta o 10 kişiden biri listenin birinci sırasında olmazdı.

Başlığa “Bu şartlı refleks midir?” yazma sebebime gelelim: Her vizede, her finalde, hatta bugün olduğumuz quizde bile bir iyi not alayım kaygısı vardı. İşte bunun bir şartlı refleks olduğunu düşünüyorum. Şartlı refleks olduğundan neredeyse eminim çünkü tanım tam uyuyor. Yıllarca sınavlardan iyi not almam gerektiği öğretilmiş, ben de her sınav öncesi iyi not almam gerektiğini düşünüyorum. Neyse, saçmalamaya başladım sanırım. Yazıyı burada bırakmak en iyisi olacak.