"Enter"a basıp içeriğe geçin

Elmadağ gezisi!

Bugün sabah 7 buçukta uyanıp Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘ne gittim, Moldiyar‘la buluştum. Daha sonra koronun diğer üyeleri geldi, en sonunda da kilisesindeki arkadaşlarıyla birlikte hocamız vardı – geç kaldı :).

Yolculuk sırasında uyuduğum için bu paragraf tek cümleden oluşuyor.

Minibüs yolculuğu bittikten sonra yürüyüş şeklindeki ikinci yolculuğumuz başladı; oturacağımız, eğleneceğimiz yer otobüsün gidemeyeceği bir yerde olduğu için yokuş yukarı, elimizde müzik seti, akordeon ve bilimum ağır eşyayla beraber, adını not almayı unuttuğum binaya yürüdük. Yanımızdan arabalar ve hatta başka gezi minibüsleri geçtikçe bizim minibüslerin şoförlerini çok düşündük.

Gittiğimizde ilk önce binaya girip oturduk, ufak bir yerleşme faslından sonra kilise mensupları birkaç ilahi söylediler. Gerek Hz. İsa bizim de peygamberimiz olduğu için, gerek aynı tanrıya inandığımız için, gerekse hoca bizi bu konuda önceden bilgilendirdiği için herhangi bir şeye kıl olmadım, olmama da gerek olmadığını düşünüyorum. Yalnız ilahiler; gerek müzikleri, gerekse sözleri bakımından duygusallıktan çok uzak ve pek yapay duruyorlardı. Özellikle sözlerin yapay duruyor olmasını, ilahilerin Türkçe çevirileriyle söylenmesine bağlayabiliriz ve bu konuda kimseyi suçlamamıza gerek kalmaz.

Yemek öncesinde ve/veya sonrasında (Tam olarak hatırlayamıyorum.) kızakla kayıp durduk :). Çok eğlenceliydi fakat kıçımız başımız dağılırcasına kaydığımız için içimize kar doldu ve bir yerlerimiz ağrıdı. Mesela benim sol kolumda ilginç bir sızı var; bir de elimde acıtmayan bir yanık. Günümüzün büyük bölümünü de

Dans ve müzik de vardı:

  • Hocanın getirdiği akordeonu yalnızca ilahilerde duyabildik.
  • Sonra biz koro üyeleri olarak bu yıl ve geçen yıl çalıştığımız eserlerden üçünü (Stille Nacht, Heilige Nacht birincisiydi; ikincisi Ach Daß Nicht Die Letzte Stunde‘ydi; üçüncüsüyse O Come All Ye Faithful idi.) seslendirdik. O Come‘da ikinci sayfayı bulamamış olsam da -geçen yılın eseriydi zira- sayfalara beraber baktığımız Sezer‘le birlikte ezberden söylemeyi başardık.
  • Üçüncü müzik aktivitesi Ankara oyun havaları ve disko müziği ile yapıldı :D. Bildiğin dans işte, pek şımarıp pek eğlendik :).

Akşama doğru, saat 4’te eve dönmek üzere yola çıktık. Yolculuğun bir kısmında yine uyudum -hatta az daha boynum tutuluyordu- ama ikinci kısmında yani “Neredeyiz lan biz?” bölümünde uyanmak zorunda kaldım. Konutkent‘e kadar gidip geri dönüyormuşuz; şoför AŞTİ‘de inecekleri (Ben bu gruba dahildim.) indirmek istediğinde “Dönüşte indirirsin.” diye devam ettirmişler. Haybeye 45 dakika geç gittim eve ama evde yapmam gereken herhangi önemli bir iş olmadığından dolayı problem olmadı.

Sonuç olarak hayatımın en farklı tecrübelerimi yaşadığım bir gezi olmadı ama günün tamamının ortalamasını alırsak, hayatımın en eğlenceli günleri arasında ilk ona rahatlıkla girecek bir gündü :).