"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: ankara botanik parkı

2011 yılımın özeti (1. bölüm)

Ocak 2011

  • Eve bir su sebili aldım. Yıl boyunca kullandık, çok iyi oldu, çok da güzel oldu tamam mı?
  • “Spirulina” hapı almaya başladım.
  • Mekân Kıraatevi‘ni keşfettim ve yıl boyunca gittim. Hala da çok seviyorum.
  • Beyn‘in yeni temasını ta o zamanlarda yapmaya başlamıştım ama yanlışlıkla tema dosyalarını sildiğim için baştan başlamak zorunda kaldım. Bu, aynı zamanda yeni temayı yapma çabasından soğumama da sebep oldu.
  • Zeitgeist: Moving Forward belgeselini izledim.
  • Liderlik Okulu‘nda “zaman yönetimi” eğitimine başladım.

Şubat 2011

  • TOBB ETÜ‘de, Kemal Kılıçdaroğlu‘nun bir konferansına katıldım.
  • Beyn bu ayın ortalarına doğru, az daha çöküyordu :). Önce (05 Şubat 2011) Radikal ve Cumhuriyet gazetelerine çıktım, sonra (06 Şubat 2011) Hürriyet ve HaberTürk haricinde, aşağı yukarı bütün “internet gazetelerine”, sonra da (07 Şubat 2011) Ekşi Sözlük‘e çıktım. Siteye binlerce ziyaretçi gelirken, sitenin abonelik kısmını öne çıkarma fikri sadece son gün kafama dank etti!
  • Dava hakkında bir açıklama yazısı yazdım ama daha çok “açıklayamama yazısı” oldu.
  • Bu ay davam bir de Uykusuz‘a kapak oldu :).
  • 15 Şubat 2011’de sitem hack’lendi.

Mart 2011

  • Bursa‘ya gittim. Paçacı ailesini, Batuhan‘ı ve Okan‘ı gördüm.
  • Ayın ortasında, Liderlik Okulu‘nda “hızlı okuma eğitimi”ne başladım.
  • Buyology kitabını okumaya başladım.

Nisan 2011

  • Açık öğretimde okuyorum ya, hah, bu ayın 2’sinde ilk vizelerime girdim.
  • Aynı gün 5. Ankara Kitap Fuarı‘na da gittim.
  • Kur’an Verileri Açısından Laiklik” kitabını bitirdim.
  • Sarar‘dan çok güzel, çok kaliteli bir takım elbise satın aldım.
  • 21 Nisan 2011’de, Recep Tayyip Erdoğan‘ın bana açtığı davanın ilk duruşması vardı, ona gittim.
  • Uzun zamandır beklediğim oyunu, Portal 2‘yi (Portal İki’yi?) satın aldım ve oynamaya başladım.
  • Buyology kitabını bitirdim.

Mayıs 2011

  • Bağımlılık yapan Haxball oyunuyla tanıştım.
  • Annemin Anneler Günü‘nü kutladık, İzmit‘te.
  • Kendi bilgisayarımdan Haxball oyununa erişimimi engelledim. Çünkü ÇOK oynuyordum.
  • İnternetime Dokunma!” eylemlerine katıldım.
  • Özel Madalyon Psikiyatri Merkezi‘ne ilk kez gittim.
  • 19 Mayıs’ta The Swingle Singers‘ı dinledim.
  • Beyn‘in yeni temasına (ikinci kez) başladım.
  • Final sınavlarıma girdim. İyi geçmedi.
  • Bisiklet aldım! 🙂

Haziran 2011

  • Özel Madalyon Psikiyatri Merkezi‘nde tahmin ettiğim kadar iyi bir hizmet alamadım.
  • Bir kez daha Gülizar‘la barıştım ve bir kez daha Gülizar‘dan ayrıldım.
  • 12 Haziran 2011’deki genel seçimlerde oyumu kullandım. Akşam vakti sandıklar açılınca, itiraf ediyorum, birazcık morardım.
  • Web tasarımda “zen coding” tekniğini öğrendim ve HTML kodlarını bu teknikle yazmaya başladım.
  • Hayatımda ilk kez Ankara Botanik Parkı‘na gittim. ÇOK beğendim.
  • Ailemle beraber, kuzenimin düğününe gittim. (Maalesef bu evlilik 6 aydan kısa sürdü, yıl sonunda sonlandırıldı.)
  • Hazır İstanbul‘dayken, birkaç gün orada kaldım. Ercüment Büyükşener, Hamza Şamlıoğlu, Murat Karakaş, Uğur Özmen ve Ömer Ekinci gibi güzel insanlarla buluştum, sohbet ettim. Birkaç gün ablamda, birkaç gün kuzenlerimde kaldım.

[yazidizi etiket=”yazi-dizisi-2011-yilimin-ozeti”]

Yorum Bırak

Ankara’nın en güzel yerini buldum

Atakule‘den Cinnah Caddesi‘ne doğru yürürken, daha önce görmediğim bir parkın tabelasını gördüm: Ankara Botanik Parkı. Yol kenarında park fikri pek hoşuma gitmediği için girmeyecektim ama müzikçalarım da yanımdayken, bir banka oturup yanımdaki kitabı (“Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” – Ahmet Şerif İzgören) okumak için gireyim dedim.

Girişteki çocuk parkına yaklaştığımda baktım ki, park aşağı doğru dik bir yokuştan devam ediyormuş. “Allah Allah…” deyip oradan devam ettim. İki-üç çift saydım, fotoğrafçılara evlilik fotoğrafları çektiriyorlardı. Yokuşun sonuna geldiğimde ise ağzım açık kaldı: Ankara’da gördüğüm en güzel görüntüye sahip olan dev bir park vardı karşımda!

Kendimi çocuk gibi hissettim, kısa ve hızlı adımlarla parkı gezmeye koyuldum. Vikipedi‘deki bilgilere bakılırsa 65 bin metrekare gibi dev bir alan içerisinde 30 bin metre kare yeşil alan, 15 bin metrekare de sert zemin varmış. Neyse, güzel, yüksekçe bir yer bulup oturdum. (Engebe bol olduğu için, eğimli yerlere koydukları bankları zemine paralel yapmasalarmış, eğimi yok etselermiş güzel olurmuş.) Kitabımı okumaya başladım. Henüz kitabın başındaydım; zamanın nasıl geçtiğine hiç dikkat etmeden orada oturdum ve kitabı bitirdim. Saate baktığımda, tam 2 saat boyunca orada oturduğumu öğrendim. Geçtiğini hiç fark etmediğim 2 koca saat… Vay anasını sayın seyirciler! 🙂

Ankara‘daysanız, hiç vakit kaybetmeden gidin! Ankara‘da değilseniz, Ankara‘ya yolunuz düştüğünde kesinlikle uğrayın! Dileyenleri ben bile götürebilirim – herkes görmeli burayı!

Çektiğim fotoğraflar

Cep telefonuyla çektiğim için çok iyi fotoğraflar gösteremeyeceğim ama parkta (düğün fotoğrafçıları hariç) en aşağı 7-8 kişi daha gördüm, ellerinde kocaman kocaman fotoğraf makineleriyle fotoğraf çeken. Keşke onlardan fotoğraf isteseydim :).

Google Haritalar sayfasında başka fotoğraflara da ulaşabilirsiniz.

Harita

[ekle]embed[/ekle]

22 Yorum