"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: kevin james

Hitch (2005)

Bu film, açık ara farkla izlediğim en iyi romantik komedidir. Nokta.

Normalde yazıyı yukarıdaki cümleyle gerçekten noktalayacaktım ama Beyn’e kısa ve boş yazılar yazmayı bırakalı bir süre oldu :). Açayım biraz: Bu film neden en iyi romantik komedidir?

  1. Çünkü başrolde Will Smith oynuyor. Adamın macera filmlerindeki performansını ikiyle çarpın, üstüne komedi filmlerindeki performansını bir daha ekleyin, bu filmdeki performansını bulun.
  2. Çünkü yardımcı erkek oyuncu da Kevin James. Bu arkadaş da The King of Queens adlı dizideki Doug Heffernan karakterini canlandıran muhteşem komedyen. Onun pek romantik bir rolü yok ama filmin komikliğini tek karaktere yükleyecek olsam Will Smith‘in karakteri yerine bu adamın karakterini seçerdim ben.
  3. Çünkü orijinal bir konusu var, yani diğer romantik komedilerden ayrılacak bir özelliği var. İlişki yaşama konusunda erkeklere gerçek anlamda danışmanlık kursu veren Alex Hitchins karakterinin (Will Smith) ve kızlarla çıkma konusunda son derece başarısız Albert Brennaman karakterinin (Kevin James) hikayesidir bu film.
  4. Çünkü bu filme ihtiyacım var. Bu madde biraz öznel olacak ama olsun: Filmi kaç kere izlediğimi bile unuttum ve bunun tek sebebi, kızlarla çıkma konusundaki cesaretsizliğimi kırma konusunda bir şeyler kapmak. Biliyorum, gerçek hayatta yaşanan bir olay için bir filmden çıkarım yapmak son derece saçma ama işe yarar umuduyla izliyorum işte. En azından özlü sözler ediniyorum, o sözleri düstur edinip hayat bakış açımı değiştirebiliyorum. Hem bu film, filmi son izlediğimde, cesaretsizliğimi kırabilmem konusunda bir açıdan yardımcı olmayı başardı. Valla bak.
  5. Çünkü bu film gerçekçi. Konu ne kadar absürt olursa olsun, birkaç tane “O ne lan?” dediğiniz sahne haricinde (Mesela bir sahnede Eva Mendes “Ne istiyorsun Hitch?” diyordu da Will Smith üç saniye bekleyip “Seni.” diyordu. Romantizmi saçmalıkla harmanlayan bir sahneydi bu.) olayların gerçekten olabileceğine inanıyorsunuz ki bu da filme kendinizi kaptırmanız için bir başka sebep.

Bu beş (tamam be, ilk dört) maddeyi okuyup da hala filmin gerçekten en iyi romantik komedi olduğuna inanmamışsanız, sizi kimse inandıramaz, o kadar da iddialı konuşuyorum. Tabii bu ihtimalde de filmi izleyip kendiniz yorumlamalısınız. Filmin “Anlatılmaz, yaşanır.”lık bir durumu yok ama yine de bir şekilde edinip izlemeniz gereken bir film.

12 Yorum

I Now Pronounce You Chuck and Larry (2007)

I Now Pronounce You Chuck and Larry

Homofobiklere müjde! Hastalığın tedavisi bulundu, kaçırmadan izleyin!

Filme başlamadan önce bu homoseksüellik ve homofobi olayına değinmek istiyorum efendim. Homofobinin yukarıda bağlantısını verdiğim, en iyi tanımını tekrarlayalım:

Cocuklugundan itibaren avci olarak yetistirilen erkegin genellikle agresif flort eden hemcinsi karsisinda beklenmeyen sekilde av durumuna dusmesinden kaynaklanan asiri tepkisel ruh hali. kadinlarda daha az rastlanmasi kadinlarin av kimligini sindirmis olmalarindan kaynaklanmaktadir.

Anlayacağınız, homofobik olmak sizin suçunuz değil. Ben de homofobiktim, ta ki bir homoseksüelle tanışana kadar. Olay basit: Anormal gözüküp normal olmayan neyle karşılaşırsanız karşılaşın, olay hakkında detaylarıyla bilgilendirmedikçe; kim olursa korkar, çekinir, gard alır. Homoseksüel insanların normal olduğunu kavramadıkça onlara tepki göstermeniz de aynı şekilde normal sayılabilir, ama kabul edilebilir bir şey değildir. Sonuçta onların yaptıkları yalnızca hemcinslerine ilgi duymak – ha evet, erkek eşcinsellerden nefret edip de bayan eşcinsellere ilgi bile duyanlar var ki onları alt paragrafa davet ediyorum.

Bir de şey var: homoseksüellere aşırı tepki veren ve hatta homofobik olmayanlara da homoseksüel gözüyle bakan homofobikler. Eğer onlardan biri burayı okuyorsa kötü haberi ben vereyim: Sen de homoseksüelsin. Homoseksüellik konusu açıldığı anda “Abi hepsi oğlancı hepsi ibne ya, siktir et hepsinin ağızlarına sıçayım orospu çocuklarının!” diye deliren birinin yaşayabileceği tek şey; yalnızca kendi eşcinsel dürtülerinden, eşcinsellikle ilgili ne varsa ona aşırı tepki gösterip karşı çıkmaktır.

Zamanında homofobik oluşuma tekrardan değinmek istiyorum: Dediğim gibi, geçen yıla mı ne kadar eşcinsellerle karşılaştığımda direkt olarak yolumu değiştirir, onlardan adeta korkardım. Ciddi ciddi onlarla konuşmaktan kaçınma amaçlı binbir türlü bahane bulur, onları anormal sanıp normal insanların yanına dönerdim. Sonra bir eşcinselle tanıştım. Nerede tanıştığımı, adını soyadını açık adresini falan beklemeyin, adamın onayını almadan vermem ki onayını istemek bile saçma olur. Neyse, önce tabii ki adamdan çekindim, ama tanıdıkça adamda anormal hiçbir şeyin olmadığını gördüm. Adam işte bildiğin adam, tek farkı kızlar yerine erkeklerden hoşlanıyor. Ben de sarışın kızları, kumral kızlardan daha çok seviyorum. Ne farkı var?

Filme dönelim. Film çok güzel arkadaşlar. Çoğu filmin eğlendirmediği kadar eğlendiriyor. Tipik bir Hollywood filmi, fark etmediğiniz yerlerden Amerikan bayrakları falan fışkırıyor her Hollywood filminde olduğu gibi ama güzel yani film. İzleyin, yarılın, eşcinsellere karşı görüşünüzü değiştirin, biraz daha yarılın. Zaten Adam Sandler ve Kevin James‘in bir arada olduğu bir filmde yarılmamak imkansızdır.

Filmde mesaj verilmesi olayı aşırıya kaçmış biraz gerçi. Olayı anlatarak kişilerin kendi mantığıyla bir mesaj oluşturması yerine direkt olarak otuz bin tane mesaj verilmesi komediyi biraz yamultmuş. Yine de güzel. İzleyin.

2 Yorum