"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: recep tayyip erdoğan

Kısa yazılar

Yazdığım en kısa gündem yazılarından biri, hayatımda ilk kez bir mahkeme salonunu görmeme -ve o mahkeme salonunu Recep Tayyip Erdoğan’ın bana göstermesine- sebep olmuştu. Şimdi diyorum ki, en iyisi bu tarz kısa yazılara geri dönmek.

Üzerinde çalıştığım, emek verdiğim uzun ve kapsamlı yazıların çoğu az okunuyor ve görüntüleniyorken, yazmak için belki yarım saat, belki kırk beş dakika ayırdığım bir yazının beni Türkiye’nin en “belalı” blog yazarı yapması hem iyi, hem kötü bir şey.

Zaten Türkiye’deki köşe yazarlarının önemli bir bölümü (Ahmet Altan, Ahmet Hakan, Yılmaz Özdil, Ertuğrul Özkök gibi her uçtan birçok yazar) en fazla birkaç cümleden oluşan kısa paragraflar yazmayı tercih ediyor. Önceleri bunu yazarların tembelliğine yorardım ama sonra (Beyn’de gündem yazıları yazmaya başladıktan sonra) gördüm ki kısa paragraflar, kısa cümleler daha kolay sindiriliyor, daha rahat okunuyor. Bunu fark ettikten sonra köşe yazıları ve denemelerin, denemeler ve makalelerin arasındaki farkları da öğrenmiş oldum.

Dolayısıyla bundan sonra gaza gelip bir konudaki her düşüncemi yazmak yerine, o konuda okura en kolay ulaştırabileceğim en vurucu düşüncelerimi paylaşmayı tercih edeceğim.

Örneğin şu Suriyeli teröristler hakkında yazacağım yorumlarda, söylediklerime kanıt olsun diye LiveLeak sitesinden Özgür Suriye Ordusu’ndaki tiplerin beceriksizliklerini gösteren videoları, herifçioğullarının Amerika’dan nasıl açık açık yardım beklediklerini anlatan belgeleri, bizim ordudan nasıl eğitimler aldıklarını açıklayan haberleri paylaşmayacağım. Yapacağım yorumlar içerisinde bunlardan bahsedeceğim ama kanıtlamaya çalışmak yerine okurun bu bilgiye zaten başka yerlerden ulaştığına veya ulaşacağına güvenmek daha doğru olacak sanırım. Belki gerekli yazıların sonuna birer kaynakça eklerim.

Ve bundan sonra, birkaç ay önce söz verdiğim gibi, sık sık gündem hakkında yazmaya çalışacağım.

Bu yazı da uzun oldu, kusura bakmayın.

Yorum Bırak

2011 yılımın özeti (1. bölüm)

Ocak 2011

  • Eve bir su sebili aldım. Yıl boyunca kullandık, çok iyi oldu, çok da güzel oldu tamam mı?
  • “Spirulina” hapı almaya başladım.
  • Mekân Kıraatevi‘ni keşfettim ve yıl boyunca gittim. Hala da çok seviyorum.
  • Beyn‘in yeni temasını ta o zamanlarda yapmaya başlamıştım ama yanlışlıkla tema dosyalarını sildiğim için baştan başlamak zorunda kaldım. Bu, aynı zamanda yeni temayı yapma çabasından soğumama da sebep oldu.
  • Zeitgeist: Moving Forward belgeselini izledim.
  • Liderlik Okulu‘nda “zaman yönetimi” eğitimine başladım.

Şubat 2011

  • TOBB ETÜ‘de, Kemal Kılıçdaroğlu‘nun bir konferansına katıldım.
  • Beyn bu ayın ortalarına doğru, az daha çöküyordu :). Önce (05 Şubat 2011) Radikal ve Cumhuriyet gazetelerine çıktım, sonra (06 Şubat 2011) Hürriyet ve HaberTürk haricinde, aşağı yukarı bütün “internet gazetelerine”, sonra da (07 Şubat 2011) Ekşi Sözlük‘e çıktım. Siteye binlerce ziyaretçi gelirken, sitenin abonelik kısmını öne çıkarma fikri sadece son gün kafama dank etti!
  • Dava hakkında bir açıklama yazısı yazdım ama daha çok “açıklayamama yazısı” oldu.
  • Bu ay davam bir de Uykusuz‘a kapak oldu :).
  • 15 Şubat 2011’de sitem hack’lendi.

Mart 2011

  • Bursa‘ya gittim. Paçacı ailesini, Batuhan‘ı ve Okan‘ı gördüm.
  • Ayın ortasında, Liderlik Okulu‘nda “hızlı okuma eğitimi”ne başladım.
  • Buyology kitabını okumaya başladım.

Nisan 2011

  • Açık öğretimde okuyorum ya, hah, bu ayın 2’sinde ilk vizelerime girdim.
  • Aynı gün 5. Ankara Kitap Fuarı‘na da gittim.
  • Kur’an Verileri Açısından Laiklik” kitabını bitirdim.
  • Sarar‘dan çok güzel, çok kaliteli bir takım elbise satın aldım.
  • 21 Nisan 2011’de, Recep Tayyip Erdoğan‘ın bana açtığı davanın ilk duruşması vardı, ona gittim.
  • Uzun zamandır beklediğim oyunu, Portal 2‘yi (Portal İki’yi?) satın aldım ve oynamaya başladım.
  • Buyology kitabını bitirdim.

Mayıs 2011

  • Bağımlılık yapan Haxball oyunuyla tanıştım.
  • Annemin Anneler Günü‘nü kutladık, İzmit‘te.
  • Kendi bilgisayarımdan Haxball oyununa erişimimi engelledim. Çünkü ÇOK oynuyordum.
  • İnternetime Dokunma!” eylemlerine katıldım.
  • Özel Madalyon Psikiyatri Merkezi‘ne ilk kez gittim.
  • 19 Mayıs’ta The Swingle Singers‘ı dinledim.
  • Beyn‘in yeni temasına (ikinci kez) başladım.
  • Final sınavlarıma girdim. İyi geçmedi.
  • Bisiklet aldım! :)

Haziran 2011

  • Özel Madalyon Psikiyatri Merkezi‘nde tahmin ettiğim kadar iyi bir hizmet alamadım.
  • Bir kez daha Gülizar‘la barıştım ve bir kez daha Gülizar‘dan ayrıldım.
  • 12 Haziran 2011’deki genel seçimlerde oyumu kullandım. Akşam vakti sandıklar açılınca, itiraf ediyorum, birazcık morardım.
  • Web tasarımda “zen coding” tekniğini öğrendim ve HTML kodlarını bu teknikle yazmaya başladım.
  • Hayatımda ilk kez Ankara Botanik Parkı‘na gittim. ÇOK beğendim.
  • Ailemle beraber, kuzenimin düğününe gittim. (Maalesef bu evlilik 6 aydan kısa sürdü, yıl sonunda sonlandırıldı.)
  • Hazır İstanbul‘dayken, birkaç gün orada kaldım. Ercüment Büyükşener, Hamza Şamlıoğlu, Murat Karakaş, Uğur Özmen ve Ömer Ekinci gibi güzel insanlarla buluştum, sohbet ettim. Birkaç gün ablamda, birkaç gün kuzenlerimde kaldım.

[yazidizi etiket=”yazi-dizisi-2011-yilimin-ozeti”]

Yorum Bırak

2010 yılımın özeti

Ocak 2010

  • Yıla bol bol kitap okuyarak başladım.
  • 18 Ocak 2010’da, yaklaşık 3 ay sürecek bir ilişkiye başladım.
  • Finallerimden önce, sınıftan arkadaşlarla, hayatımdaki en uzun ve en istikrarlı ders çalışma eylemini gerçekleştirdim. Verdiğimiz araları da sayarsak toplam 12 saat çalıştık. Hatta bir dersi ben verdim.
  • 23 Ocak 2010’da Beyn 4. yılını bitirdi.
  • Ay boyunca, İnternet ve Blog Yazarları Derneği‘nin kurucu yönetim kurulu olarak beraber yazdığımız kitabın mizanpajıyla uğraştım. Zor işmiş.

Şubat 2010

  • Java dilini öğrenmeye kalkıştım. Hevesim kısa sürdü, ay sonuna kadar dayanamadı.
  • 14 Şubat 2010, hayatımda yalnız geçirmediğim ilk Sevgililer Günü oldu.
  • 17 Şubat 2010’da Aynes Tick Tack isimli besleyici içeceği keşfettim.
  • 27 Şubat 2010’da İstanbul‘daydım; Yeni Rakı‘nın etkinliği için.

Mart 2010

  • 100 Şınav Programı’na başladım.
  • 4. Ankara Kitap Fuarı‘na katıldım.

Nisan 2010

  • Nisan ayına “1 Nisan Melihi” şeklindeki 1 Nisan şakasıyla başladım :).
  • 1 terabaytlık bir harici sabit disk satın aldım. (Daha doğrusu ablam aldı.)
  • Şubat ayında Java öğrenmeye heves etmiştim, bu ay da Adobe Flash Builder öğrenmeye heves ettim. Bu heves de ay sonuna kadar sürmedi.
  • Cucina Makkarna” isimli güzel bir restoran, sosyal medya tanıtımı bağlamında beni davet etmişti, ona gittim.
  • Ece beni terk etti. (Bu cümle aklınızda kalsın, aralık ayının özetinde bu cümleyi hatırlayın.)

Mayıs 2010

  • Ayın başında, İnternet ve Blog Yazarları Derneği‘nin başkanlığını devraldım ve yönetim kurulunu oluşturdum.
  • Sosyal medya tanıtımı kapsamında bir başka restorana, Trilye Restoran‘a davet edildim. Hayatımda yediğim en güzel yemeklerden birini yedim.
  • 100 Şınav Programı‘nı bitirmek zorunda kaldım.
  • Ayın sonlarına doğru, Türkiye’nin en ünlü ve en başarılı blog yazarlarından birinin adını, soyadını ve resmini ifşa ettim. Anonimliğe saygı duymama rağmen bu arkadaşın anonimliği bir kalkan değil de bir silah gibi kullanması ve adının bilinmemesine güvenerek istediği herkese sataşması beni çok rahatsız ettiğinden böyle bir şey yaptım. Yine de yanlışı yanlışla düzeltmeye çalıştığım için yaptığım şeyin yanlış olduğunun bilincine vardım ve yazıyı yayından kaldırdım, kendisinden de özür diledim. Yaratılan gümbürtüyle beraber, dernek bünyesindeki bazı çıkarcı arkadaşlar beni dernekten dışlamaya kalktı ama…
  • …ayın sonunda, ayın başında kurduğum yönetim kurulunu dağıttım. Derneği kapatmadık ama yıl sonuna kadar da açmadık.

Haziran 2010

  • Mayıs ayının sonunda olanlar yüzünden, stresten “uyuz” olduğumu öğrendim. Gerçek “uyuz” yani. (“Halbuki her gün duş alan adamım.” diyordum ama uyuzun üç başlıca sebebi varmış: Salgın, stres ve beslenme yetersizliği.)
  • 06 Haziran 2010’da, hayatımda gördüğüm en korkunç dolu yağmurunu gördüm.
  • Finallere iyi çalıştık (sınıf arkadaşlarımla) ve dönem ortalaması olarak 4 üzerinden 3,96 ortalama yaparak okulumu bitirdim :).
  • 14 Haziran 2010’da da mezuniyet törenimiz vardı.
  • ATİ Bilgisayar Kursu‘nda staja başladım.
  • Liderlik Okulu‘nun eğitimleri başladı. (Tamam, bu biraz reklam oldu.)
  • 25 Haziran 2010’da, hayatımdaki ilk telekinetik tecrübeyi yaşadım. Daha anlamlı bir cümle kurayım: Hayatımda ilk kez beyin gücümle bir nesneyi hareket ettirdim.

Temmuz 2010

  • Ay boyunca stajım devam etti.
  • 08 Temmuz 2010’da LG‘nin yeni bir telefonunun lansmanı için İstanbul‘a çağırıldım. (Daha doğrusu Ankara‘dan üç arkadaş çağırıldık.) Abartmış olmayayım ama krallar gibi ağırladılar valla bizi. Daha önce hiçbir sosyal medya tanıtım etkinliğinde böylesine iyi ağırlanmamıştık, İstanbul dışındaki yazarlar olarak.
  • O günden sonra 15 gün boyunca verilen LG Optimus modeli telefonları deneme fırsatım oldu. (Daha sonra deneyimlerimi tek bir yazıda da anlattım.) (Ve hatta bir de İstanbul dışındaki blog yazarlarına değer verdikleri için Excel İletişim için bir yazı daha yazdım :).)
  • 23 Temmuz 2010’da, Hereke‘deki yazlığımıza gidip bu yıl ilk kez denize girmiş oldum.

Ağustos 2010

  • Bu yıl izlediğim en iyi film olan Inception‘a gittim.
  • Bu ay, Hicri takvime göre Ramazan ayıydı ama su kaybı korkusundan ötürü çok az oruç tutabildim. Tuttuğum günlerde de susuzluk bana çok büyük zorluklar çıkardı (Ha, bahaneden sayılır mı, sayılmaz tabii. Keşke oruç tutabilseydim.)
  • Hayatımdaki en ilginç keşfi bu ay yapmış olabilirim.
  • Bu ay Gazi Üniversitesi‘nden resmen mezun oldum, üstelik bölüm beşincisi (veya altıncısı) olarak! :)
  • Bir de ayın son günü hamama gittim.

Eylül 2010

  • Ayın başında, mezuniyet işlemlerimi hallettim.
  • 05 Eylül 2010’da Kılıçdaroğlu‘nun Ankara mitingine katıldım.
  • 09 Eylül 2010 günü de Ramazan Bayramı’ydı.
  • Referanduma doğru basketbol aşkım kabardı, şampiyonaya doydum.
  • Referandum akşamı da hüzne doydum :D.
  • Aynı akşam Bodrum‘a doğru yola çıktım, ertesi sabah annemlerle Bodrum’da buluştuk ve tatilimize başladık.
  • Eylül ayının 21’i akşamına kadar tatildeydim; o gün eve döndüm. Hanefi Avcı‘nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet, Bugün Cemaat” kitabına başladım ama bitiremedim, biraz ağır geldi.
  • 27 Eylül 2010’da diplomamı teslim aldım :).

Ekim 2010

  • Ayın başında, İzmit‘te bir girişimcilik eğitimine başladım.
  • 03 Ekim 2010’da, 1 buçuk yıldır aradığım kebapçıyı buldum! :)
  • 15 Ekim 2010’da, 15 Ekim 2008’de biten 6 aylık bir serüvenimi anlattığım yazı dizimi (Son Derece Başarısız Bir Aşk Hikayesi) yayınlamaya başladım.
  • 16 Ekim 2010’da, ilk öpücüğümü aldığım kızla tekrar sevgili olduk :).
  • 18 Ekim 2010’da, Beyn’de yazdığım bir yazıdan dolayı ifade verdim.
  • 23 Ekim 2010’da, ilk öpücüğümü aldığım kızla ayrıldık :D.

Kasım 2010

  • Ayın başında, Numan Kurtulmuş‘un yeni partisini açıkladığı toplantıya katıldım.
  • 10 Kasım 2010’da, iki arkadaşımla beraber Anıtkabir‘i ziyaret ettim.
  • 13 Kasım 2010’da, annem fena bir kaza geçirdi ve kolu iki yerinden kırıldı.
  • 22 Kasım 2010’da tam bir “bürokratik kâbus” yaşadım!
  • 24 Kasım 2010’da tekrar üniversiteli oldum :).
  • 25 Kasım 2010 da doğum günümdü :).
  • Ayın sonuna doğru bir yazarlık eğitimine başladım.
  • “Girişimcilik eğitimi”nin son dersi de, ayın son günüydü.

Aralık 2010

  • Aralık ayı epey hızlı geçti.
  • 20 Aralık 2010’da, mart ve/veya nisan aylarında aldatıldığımı öğrendim.
  • 21 Aralık 2010’da da Recep Tayyip Erdoğan‘ın bana hapis istemiyle dava açtırdığını öğrendim.
  • 25 Aralık 2010, uyku sorunlarımı çözmek adına en büyük adımı attığım gündü.
  • Ayın sonuna doğru HTML5 ve CSS3 öğrenmeye başladım ve Beyn’in yeni teması üstünde çalışmaya başladım.
  • Yeni yıla İzmit‘te, ailemin yanında girdim.
5 Yorum

Yazık size…

Yalnızca ve yalnızca “Bunlar kesin suçludur!” zihniyetiyle yürütülen ve iddianamesi bile daha bugün (Evet, bugün!) hazırlanmış Ergenekon soruşturması kapsamında bugün daha fazla kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, Ankara Ticaret Odası başkanı Sinan Aygün, emekli orgeneral Hurşit Tolon, Türkiye Gençlik Birliği eski genel başkanı Adnan Türkkan, Atatürkçü Düşünce Derneği genel başkanı Şener Eruygur, yazar Erol Mütercimler, Tercüman gazetesi genel yayın yönetmeni Ufuk Büyükçelebi var. Tayyip Erdoğan‘ın eski özel kalem müdürü Turhan Çömez ve emekli tuğgeneral Levent Ersöz de gözaltına alınmak üzere aranıyor. Hepsi de hayali bir terör örgütünün üyesi olarak aranıyor, göz altına alınıyor veya tutuklanıyor.

Nasıl ki sinemaya gittiğimizde öne oturursak filmi izlememiz zorlaşır, görüntüler karmaşık gelir; şu anda olayları olay anında yaşadığımız için kafalar karışık, gözaltına alınanların ve tutuklananların gerçekten suçlu olma ihtimalleri üzerinde duruluyor. Biraz zaman geçsin, her şey tüm çıplaklığıyla sergilenecek.

Sinan Aygün‘ün gözaltına alınırken söylediği bir sözle bitiriyorum yazıyı:

“Atatürk’ü sevmekle suçlanıyorum.”

20 Yorum