"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayatımdaki değişikliklerden korkmamalıyım

Az önce babaanneme, Türk Dili sınavı için çalışmamız gereken notlar arasında okuduğum ve çok beğendiğim, Gogol‘un Palto adlı eserini özetledim. Amacım babaannemi, bu tekdüze hayatını biraz renklendirmesi konusunda uyarmaktı ama sonradan fark ettim ki, tekdüze yaşayan ve bunu değiştirmekten korkan benim!

Önceki yazılarımdaki ipuçlarından anladığınız üzere, hayatıma yeni girmiş bir kızdan gerçekten çok hoşlanıyorum. Ama sorun şu ki, benim bu tür gönül mevzularından yana ne şansım yaver gitti, ne de elle tutulur tecrübelerim oldu hayatımda. Bana tamamen, tamamen yeni bir konuda hissettiğim korkuyu her tarafımda sezebiliyorum. Ama Palto‘nun baş kahramanı olan Akaki Akakiyeviç‘in aksine, hayatıma giren bu yeni renkten memnunum. Yani reddedilecek olsam bile, bu yeni deneyim hayatımı değiştirecek. Palto‘daki gibi ölümle sonuçlanmayacak (yok artık), ama sonuçta hayatımı biraz daha doldurmuş olacağım. Dolu dolu bir hayat yaşamayı kim istemez ki?

Kendime bir şekilde itiraf etmem gerekirse, bu tecrübe:

  • Beni korkutuyor. Ruhsal dengemi bozacak kadar ileri gitti hatta bu korku.
  • Hangi duyguyu yaşatırsa yaşatsın, hoşuma gidiyor bu değişiklik.
  • Ama bir şekilde sonuçlanamadığı için kendimi giderek daha kötü hissediyorum. Sınavlarımı bile etkiledi bu olay.

Bakalım ilerleyen bölümlerde kahramanımız Barış daha nelerle karşılaşacak?

Not: Hala okurken hafiften acı veren bu yazıyı silmem daha doğru olurdu, ama yazdığım bir şeyi silmeye de kıyamam. Uzun lafın kısası -ki burada bahsettiğim uzun laf bir önceki kısacık cümle oluyor-, yazıyı az önce (06 Mayıs 2007) Böyle Düşüncelerim Var adlı kategoriye taşıdım.

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 1.790 aboneye katılın