"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: amedya

Katıldığım ilk paintball oyunu

10 Eylül 2012 tarihi, benim için “2012 yılının en iyi etkinlikleri” arasında ilk 3’e girmeyi hak eden bir etkinliğe katıldığım tarih oldu. Daha ilk seferden paintball bağımlısı olacak değilim ama hayatımdaki en heyecanlı oyunlardan biri olduğu için -üstünden belli bir süre geçtikten sonra- tekrar tekrar oynamak isteyeceğim bir oyun bu :).

6 sette bitirdiğimiz oyunumuz yaklaşık 2 saat sürdü. Toplam 11 kişiydik, dolayısıyla 6’lı ve 5’li iki takım halinde oynadık. (Kalabalık takımdaki arkadaşlardan birini üçüncü sette diğer takıma transfer ettik.)

Setler benim açımdan şöyle geçti:

1. Set

11 kişi arasında sadece 2 kişi daha önce -yalnızca 1 defa- paintball oynamış olduğu için “oyunu tanıma” seti gibiydi. İyi siper alamadığım bir anda kolumdan vuruldum. Oyun dışına çıktığımda görevli arkadaş aslında bu sıyırıkla çıkmama gerek olmadığını söyledi :). Set bittiğinde karşı takımdan bir kişi bile vurulmamışken bizim takımın tamamı oyun dışına çıkmıştı.

2. Set

Bu sefer vücudumu daha iyi siper etmeme rağmen silahımı siper dışında tutmuşum ki, namluyu vurdular. Bu da ölüm anlamına geldiği için oyun dışına çıktım.

3. Set

Bu setten itibaren önce sahanın ortasındaki binanın üst katını, sonraki sette de alt katını girişlere yasakladık çünkü bizim sikletimize kesinlikle uymuyordu :).

Bu sefer çok iyi bir noktada sipere yatıp cidden iyi vuruşlar yapma olanağı buldum – öyle ki, siperdeki bir delikten attığım mermiler bombeli bir şekilde gidip ortadaki binanın köşesinde saklanan düşmanlara ulaşabiliyordu :). Ne var ki, bir anlık dalgınlığım sebebiyle alnımın tam ortasına sapsarı boyalı bir mermiyi yediğim için üçüncü defa oyun dışına çıktım! 🙂 (Tabii yüzüm boyanmadı, maskemin alın kısmı boyandı.)

4. Set

Takım olarak belli bir stratejiyle hareket ettiğimiz ilk setti – aynı zamanda fena bir stratejik hatayla öldüğüm setti :). Olaylar şöyle gelişti:

  • Önceki sette takımımıza, karşı takımdaki 6. arkadaşı transfer etmiştik dolayısıyla bu sefer biz 6 kişiydik. Üçerli iki gruba ayrılıp sahanın ortasındaki binanın iki tarafından ilerlemeye başladık.
  • Grubumdaki arkadaşlarla anlaşıp birbirimizi koruyarak, sahanın bizim ilerlediğimiz tarafındaki siperlere yerleştik ve karşımıza çıkan iki düşmanı vurmayı başardık.
  • Bir-iki tereddütten sonra orada kimsenin kalmadığına kanaat getirdik ve yavaşça ilerlemeye başladık. En önde ben gidiyordum; arkadakilere, önlerde kimsenin kalmadığını haber verip binanın köşesine kadar geldim…
  • …derken birkaç metre önümdeki siperden bir düşman fırlayıp beni rahatça “avladı”!

Biz strateji yaparken karşı tarafın da eli armut toplamayacak tabii. İki arkadaşı vurulduktan sonra siperine iyice saklanıp bizi beklemesi ve diğerleri benden uzaktayken beni rahatça vurmuş olması, onun açısından mükemmel bir taktikti.

Gerçi yine de bizim takım yendi :).

5. Set

Bu sette de biz yendik. Ben biraz fazla hoplayıp zıpladığım için bu sette hızlıca hareket etmemeyi tercih ettim ancak binanın iki tarafına periyodik olarak yürüyüp; hem vurulan düşmanları sayarak takım arkadaşlarıma haber verdim, hem de iki tarafı birden kontrol ederek gerekli yerlerde kalabalık görüntü verme olanağını buldum.

Setler 15’er dakikayla sınırlı olduğu için bu sette sayıca daha fazla askeri hayatta kalan takım bizim takım oldu; durum da 3-2 oldu.

6. Set

Bu son set maalesef benim için büyük talihsizlikti zira silahın üstündeki karbondioksit tüpü (mermileri atmak için gerekli itici gücü sağlayan tüp) tekinsiz bir “fısss” sesiyle beni oyun boyunca tedirgin etti. Havanın kararmış ve maskemin epey buğulanmış olmasına rağmen iyi bir oyun çıkarıyorken, tüpün oyun ortasında bitişi benim için setin ve oyunun bitişi oldu maalesef. Yine de set sırasında bir kişiyi vurdum ve takımımın bu son seti de kazanmasına 1/6 oranında yardımcı olmuş oldum :).

Sonuç

Maçımız 3-3 bitti yani. Çaylarımızı içtik, çoğumuz için yepyeni bir tecrübe olan bu maçın ayrıntılarını konuştuk, başka maçlar ve hatta başka etkinlikler için de sözleştik ve evlerimize dağıldık.

Aslında bu etkinlikten yalnızca iki kişiyi, iki blog yazarını tanıyordum: Etkinliği düzenleyen İsa Sarı ve beni Mühye Köyü‘ndeki Kırmızı Paintball tesisine getiren Kaan Fakılı. Ama hem Kırmızı Paintball‘dan arkadaşlarla, hem de etkinliğe katılan arkadaşlarla çok iyi bir iletişim kurduk, bu sayede de çok eğlendik.

Etkinliği düzenleyen İsa‘ya, etkinliğe katılan tüm arkadaşlara ve etkinliğe ev sahipliği yapan Kırmızı Paintball‘a çok teşekkür ederim.

Galeri

Yorum Bırak

Ankara’nın en güzel yerini buldum

Atakule‘den Cinnah Caddesi‘ne doğru yürürken, daha önce görmediğim bir parkın tabelasını gördüm: Ankara Botanik Parkı. Yol kenarında park fikri pek hoşuma gitmediği için girmeyecektim ama müzikçalarım da yanımdayken, bir banka oturup yanımdaki kitabı (“Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” – Ahmet Şerif İzgören) okumak için gireyim dedim.

Girişteki çocuk parkına yaklaştığımda baktım ki, park aşağı doğru dik bir yokuştan devam ediyormuş. “Allah Allah…” deyip oradan devam ettim. İki-üç çift saydım, fotoğrafçılara evlilik fotoğrafları çektiriyorlardı. Yokuşun sonuna geldiğimde ise ağzım açık kaldı: Ankara’da gördüğüm en güzel görüntüye sahip olan dev bir park vardı karşımda!

Kendimi çocuk gibi hissettim, kısa ve hızlı adımlarla parkı gezmeye koyuldum. Vikipedi‘deki bilgilere bakılırsa 65 bin metrekare gibi dev bir alan içerisinde 30 bin metre kare yeşil alan, 15 bin metrekare de sert zemin varmış. Neyse, güzel, yüksekçe bir yer bulup oturdum. (Engebe bol olduğu için, eğimli yerlere koydukları bankları zemine paralel yapmasalarmış, eğimi yok etselermiş güzel olurmuş.) Kitabımı okumaya başladım. Henüz kitabın başındaydım; zamanın nasıl geçtiğine hiç dikkat etmeden orada oturdum ve kitabı bitirdim. Saate baktığımda, tam 2 saat boyunca orada oturduğumu öğrendim. Geçtiğini hiç fark etmediğim 2 koca saat… Vay anasını sayın seyirciler! 🙂

Ankara‘daysanız, hiç vakit kaybetmeden gidin! Ankara‘da değilseniz, Ankara‘ya yolunuz düştüğünde kesinlikle uğrayın! Dileyenleri ben bile götürebilirim – herkes görmeli burayı!

Çektiğim fotoğraflar

Cep telefonuyla çektiğim için çok iyi fotoğraflar gösteremeyeceğim ama parkta (düğün fotoğrafçıları hariç) en aşağı 7-8 kişi daha gördüm, ellerinde kocaman kocaman fotoğraf makineleriyle fotoğraf çeken. Keşke onlardan fotoğraf isteseydim :).

Google Haritalar sayfasında başka fotoğraflara da ulaşabilirsiniz.

Harita

[ekle]embed[/ekle]

22 Yorum