"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kültür doldum! :)

Başlıkta şebek bir ifade kullandığıma bakmayın, hayatımda ilk kez operaya gittim bugün! 🙂 Tavsiye ederim, çok da güzeldi. Eserin adı Nabucco. Doctus editörü Serkan Kocadere de Nabucco rolünde 🙂

Ön düzenleme: Serkan abi Nabucco değilmiş, korodaymış o. Bütün temsil boyunca Serkan abi diye başka bir Serkan‘ı seyretmişim haberim yok 😀 Uzaktaydım kardeşim!

  • Metroyla Ankara Devlet Opera ve Bale Salonu‘na giderken metroya binmek üzere olan şişmanca bir kadın aynen şu cümleyi kullandı: “Biz de tam ortada durduk amunakoyim.” Evet evet, harfi harfine, vurgusu vurgusuna bunu dedi. Metro yolculuğumun geri kalanında şoktaydım.
  • Salona ulaştım, Serkan abi geldi aldı beni kapıdan ve biletimi verip (Evet bedava girdim içeri ne var? :D) oturacağım yeri gösterdi. Biraz bekledikten sonra zaten başladı temsil.
  • 1. perde muhteşemdi. Televizyonda opera izlediğimde yerlere yatardım, burada bi’ gram gülesim gelmedi (koronun da etkisi olabilir bunda).
  • Altyazılar üstteydi? Tamam onu geçtim, kardeşim o kadar kötü bir senkronizasyon vardı ki altyazılarda, bu kadar olur. Arkada ışık gelen bir oda vardı camlı, içinde bilgisayar olan, sanırım oradan yapıyorlardı ve resmen sıçtılar. Evet Serkan abi, özellikle 3. perdede neredeyse hiçbir şey okunamadı.
  • 2. perdede özellikle zırt pırt her alkış sırasında “Bravvo! Brraavooo!” diye bağıran adamlara sinir oldum, yanımda duran ve kullanamadığım fotoğraf makinasını (yasakmış fotoğraf çekmek) onlara fırlatmak istedim.
  • 2. perdede bir yıldırım çarpma sahnesi vardı ki öldürdü. Verdi denen adam (Nabucco‘yu yaratan, 19. yüzyıldan bir adam) neden bu kadar uzun tutmuş anlamadım 😀
  • 3. perde de diğerleri gibi harikaydı, ama iyice uyku bastırmaya başlamıştı o sıralar. Açıklayayım izin verin: Dün uyuyamadım yine ben. Uyudum ama üç saat falan uyudum sanırım. 5 buçukta kalktım, Smallville tekrarını izledim, bilgisayarda oyun oynadım, sonra babaannemle kahvaltı ederken koyu ve sade bir bardak kahve içtim. Bu beni sınav sonuna kadar ayakta tuttu, ama sonrasında o kadar çok uykum geldi ki, dakika başı kafam düştü. Gün içinde toplamda 4 bardak kahve içmiş olmama rağmen hala uykum var (üstelik 1 saat kadar da uyudum operadan dönünce).
  • 3. perdede bir de sırt ağrım başladı. Tamamen koltuklar yüzündendi, yanımdaki yaşlı kadın da çok acı çekti koltuklar yüzünden. Uyumamı engelledi ama bir süre sırt ağrım.
  • Gerçi temsilin tümünde şahane oynadı ama, 3. perdede ayrı bi’ döktürdü Serkan abi. Şapka çıkartıyorum kendisine 🙂
  • Sıçtığımın altyazıcılarının bu sefer de altyazı hatalarından birini gördüm ve deliye döndüm: “Kralların kıralı!” yazmışlar bir yerde!

Sonuç olarak opera şahaneydi, Serkan abi muhteşemdi, bu tecrübemi de unutmam pek mümkün değil. Ama yine de, “Tiyatro mu, opera mı?” deseler tiyatroyu seçerdim. Düşünürdüm ama bir süre 🙂