"Enter"a basıp içeriğe geçin

Wolkanca mahkemede değil!

6 Mayıs 2008 tarihinde bir yazı yazmıştım, Wolkanca mahkemede! başlıklı. Artık yok o yazı. Volkan Yılmaz‘ın ricası ve kendi vicdan azabımın etkisiyle silmeye karar verdim. Normalde Beyn’de yayımladığım hiçbir yazıyı silmezdim, silmemiştim düne kadar ama bu olayın özel bir yanı var: Yazı, tamamen yanlış bir suçlama üzerine kurulu. Volkan, böylesine yanlış bir suçlama yöneltmiş olmama rağmen düne kadar yazıyı ısrarla silmememe bir şey dememişti. Dün konuştuk, anlaştık ve olayın iç yüzünü anlatmam koşuluyla yazıyı sildim. Şimdi de olayın aslında nasıl gerçekleştiğini anlatacağım.

Önce bu bahsettiğim “olay”dan haberi olmayanları aydınlatayım: Zamanında Merush Hanım adlı blog’da ilginç bir olay gerçekleşti. Yazdığı bir yazıda Eda Suner‘den bahseden Meral hanım, yazısına gelen iki küfürlü yorumun yazarının edasuner.com/wp-admin adresinden (yani Eda Suner‘in blog’unun yönetim paneli) geldiğini (yönlendiğini) görmüş. Daha sonra da Wolkanca (yani Volkan Yılmaz) yorumları kendisinin yazdığını, yorumları yazarken içkili olduğunu falan söyledi. Meral hanım da Volkan‘a dava açacağını söyleyerek ve önce Eda Suner‘i eleştirdiği, sonra da bu olayı ifşa ettiği yazıyı silip konuyu kapattı. Volkan‘ı o zaman çok eleştiren (Bu konuya ilerleyen paragraflarda değineceğim.) ben ve benim gibi insanlar olarak da bol bol yazıldı bu konu hakkında.

Daha sonra Blog Konferansı ve Blog Ödülleri oldu. Blog Konferansı‘nda ara verildiğinde Volkan‘la ilk kez yüz yüze tanıştım. İtiraf edeyim, o kadar eleştirimden (ve hatta hakarete varan laflarımdan) sonra güler bir yüz yerine hızlı bir yumruk falan bekliyordum :D. Sakin ve sevecen bir şekilde tanışma faslını tamamladıktan sonra, diğer eleştirilerime falan değinmeden sadece bu Merush Hanım olayını anlattı. Olay şöyle:

Meral hanım bir yazı yazıyor ve yazısında (Bu arada yazı da Blog Ödülleri hakkındaydı.) Eda Suner‘i eleştiriyor. Eda Suner bu yazıyı görür görmez bir anlık öfkeyle küfürlü bir yorum yazıyor. 11 saat sonra ikinci bir anlık öfkeyle (???) ikinci küfürlü yorumu yazıyor. Daha sonra Volkan Yılmaz bu durumu üstlenmek istiyor çünkü Eda Suner‘in süren bir davası daha var, aynı şekilde başka bir blog yazarına küfür ettiği için! Sonra olay, Volkan küfür etmiş de Volkan‘a dava açılacakmış gibi göründü.

Olayı anlatmadan önce, dediğim gibi, Volkan Yılmaz‘dan izin almak durumunda kaldım. Dolayısıyla olayın gerçekliği hakkında bir şüpheye düşmenize gerek yok. Volkan‘ın internette yaptıkları bazen gerçekten çok yanlış, hatta aptalca olabiliyor (Örneğin Serkan Urhan‘la beraber Bildirgeç‘in bir açığından faydalanıp sitesinin reklamını yapmak; gerçekten çok fenaydı bu.) ama inanın, internette yaptıklarıyla gerçek hayatı aynı değil. Volkan‘la Blog Konferansı‘nda konuştuğum birkaç dakikada ben bunu anladım. Düşünün, Eda Suner‘in süren diğer davasını kötü yönde etkilememesi için suçu kendi üzerine alabilecek birisi Volkan. Üstelik bu olayı bana anlattıktan sonra, olayı yazma konusunda nasıl yanıp tutuştuğumu görünce de yalnızca birkaç blog yazarının bu olaydan haberdar olduğunu, olayın gizli kalması gerektiğini söyledi. Duyunca nasıl şaşırdığımı anlatmam mümkün değil. Bana olayı anlattığı, Blog Konferansı‘nın ve Blog Ödülleri‘nin düzenlendiği 10 Mayıs 2008 tarihinden beri de verdiğim “olayı kendime saklama” sözünü de zor tuttum – hatta üçüncü TBY buluşmasında az daha ağzımdan kaçırıyordum. Artık Volkan‘dan da izin aldım ve rahatım çünkü artık yanlış bir suçlamayı blog’umda tutmak zorunda değilim. Asıl olanları öğrendiğimden beri içim içimi yiyordu.

Eda Suner de kendi hayatında yaşadığı sorunlardan dolayı blog’unu kapattı, internetle ilişkisini kesti, bunu zaten kendisi açıkladığı için hepimiz biliyoruz. Bu yüzden onun üstüne daha fazla gitmek istemiyorum. Volkan‘ın da bu olayda zaten etkin bir rolü olmadığı için onu da suçlamanın daha fazla anlamı yok. Sizden de ricam bu olayı bu sayfada veya kendi kafanızda yorumlarken adil olmanız. Eda Suner‘in yaptığı hata çok büyük, savunulacak hiçbir tarafı yok, olayın üstünden aylar geçmiş olmasaydı ben de yine hakaretler savuracaktım belki ama yine de eleştirirken kırıcı olmaktan kaçının. Olay geçti gitti, bana sadece olayı aydınlatmak düştü.