"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yine her gün yazar mıyım?

Selam. N’aber? Beni özlediniz mi?

Hem Beyn’e, hem buraya uzun süredir yazmıyorum. En son 5 Ocak 2017’de bir yazı yayınlamışım. Herhalde 10 küsur yıldır ilk defa bu kadar uzun bir ara vermiş oldum. Ama tekrar yazmaya başlıyorum. En azından tekrar yazmayı planlıyorum. Üstelik bu seferki planım daha sağlam gibi.

Şöyle bir gerçek var: Her gün yazmazsan, yazma alışkanlığın gelişmiyor. Gelişen yazma alışkanlığın da yok oluyor. 2013 yılının yazında bitirmeden önce 7 yıl boyunca yazdığım “gün özetleri”, bu yazma alışkanlığımı (o amaçla yapmış olmasam da) epey bir süre idare ettirmişti. Yazarlığını geliştirmek isteyenlerin okuduğu İngilizce blog’larda yazıldığı gibi her gün 500 kelime yazmasam da, ortalama 200 kelimeden oluşan “gün özetlerimin” yanında her hafta iki-üç tane 500 kelimelik yazı yazıyor, her haftayı takribi 2500-3000 kelimeyle kapatıyordum. 2013 yılının ortasından beri gerileyen yazma alışkanlığımın bu yıl bütünüyle tükendiğini söylersem yalan olmaz, zira 2017 yılının 5. ayının ortasına geldik ve benim bu yıl yazdığım yazı sayısı 2. İki. Tuğ. Dö.

Şimdiyse, “Yardırma günleri” başlıklı yazımda yazdığım fikri biraz daha geliştirip, uygulamaya geçirmeyi düşünüyorum. Adımlar şöyle:

Birinci adım: Yazı fikirlerini belirle

Bu, işin en kolay kısmı. Bende fikirden bol şey yok. Yazı fikirlerini, hangi ortamda yazacağıma dair bir gruplama yapmadan bir yere not edeceğim (şu anki listeleme uygulamam Wunderlist). Beyn, burası, yazacağım kitap, Optimocha, WP Kafe falan… Taslak haline gelir mi, gelmez mi diye düşünmeden kafamdaki bütün fikirleri o listeye dökeceğim.

İkinci adım: Yazı taslaklarını oluştur

Belli bir süre demlenen fikirleri, yazılmaya layık olduklarına ikna olduğumda, taslağa dönüştüreceğim. “Yardırma” kısmı orada devreye girecek: WordPress panelinde (veya Microsoft Word’de) yazı taslağını oluşturma, yazı görselini ve başlığını belirleme gibi “minimum yaratıcılık” gerektiren işleri halledip, somut bir taslak oluşturacağım. (Bir not: Bu şekilde hazırladığım taslak sayısı Beyn’de 15, Optimocha’da 20, yazacağım kitapta ise 19. Yani halihazırda bekleyen 54 tane taslağım mevcut!)

Bu sistem için bugün akıl ettiğim değişiklik ise şu: Bu taslakları ufak, boş kartlara yazıp biriktireceğim. Bir sonraki adımda bunun neden acayip faydalı olduğunu ve şimdiye kadar biriktirdiğim taslaklara neden başlamadığımı anlatacağım.

Üçüncü adım: Her gün RASTGELE bir yazı yaz

Birikmiş taslaklarımı kullanmamamın sebebi, önce hangisine başlayacağımı bilememem. Bugün düşündüğüm “rastgelelik” kısmı, bu bilinmezliği bilinmezlikle çözecek. (Of çok pis felsefe yaptım.)

Kartlardan bahsettim ya, hah, fikirden taslağa dönüştürdüğüm her yazının kartını o kart destesinin içine rastgele yerleştirip, desteyi de bir defa karıştıracağım. Üstüne, her gün o desteden kart çekmeden önce desteyi bir kez daha karıştıracağım. Böylece hangi kartı çekeceğimi bilmeyeceğim. Bu da, “Nereden başlayacağım?” sorusunu benim için benim rızam olmadan yanıtlamış olacak. Güzelliğe bakar mısınız?

Sonuç

Bu sistemi yarın hayata geçirmem mümkün değil. Önümüzdeki hafta da muhtemelen olmaz. Ay sonunda finallerim başlıyor, onlar bitene kadar da olmaz muhtemelen. Ramazan ayında “enerji” bakımından bir sıkıntı yaşamazsam haziran ayı ortasında, o konuda sıkıntı yaşarsam haziran ayı sonunda bu sistemi hayata geçirip her gün bir yerde bir yazı yayınlamaya başlayabilirim diye umuyorum. Tekrar ediyorum: Umuyorum.

Daha önceden heves edip, planlayıp da uygulamaya geçiremediğim “sistemler” oldu, okuyan bilir. Bu seferki sistemin altyapısı gözüme daha sağlam göründü, o yüzden umutluyum. Ama sistemimi hayata geçirip sizler için okunacak daha çok içerik üretebilmem için bana yardım etseniz, beni gaza getirseniz pek hoş olur. Tweet atın, eposta atın, eposta bültenime kaydolun, beraber beni geliştirelim.